
Bu yazımda twilighttan bahsetmek istiyorum . Son zamanlarda ünlenen filmi çekilince patlayan 4 kitaptan oluşan alacakaranlık destanı . Bende önceleri çoğu insan gibi filmi izledim . Ilk izlediğimde bende cok fazla bir etki bırakmadı . Filmi gelmeden hemen önce de kitabı sipariş etmiştim .Sınav dönemine gelmesinden midir nedir kitabın ilk bölümlerini gayet sıkıcı buldum ve okumayı bıraktım . Daha sonra ise bir otobus yolculuğu sırasında devam ettim ve 2 gün gibi bir sürede kitabı bitirdim. Kitabı okurken kendimi 14 yaşında romntizim manyağı bir kız gibi iç geçirirken buldum . Hatta köy minubüsünün içinde sırıtırken bu insanlar niye bakıyor boyle yahu diye bir süre anlam veremediğimde oldu. Neyse sonra bende çoğu kız gibi edward cullen delisi oldum. Ev arkadaşımında sevgilisinin askerde oluşu ve aralarının açık oluşu nedeniyle birbirimizi gazlayıp kitapları okumaya başladık ve o zman bu zaman evde bir edward furyası almış başını gidiyor.Ne de olsa ölümsüz,hep genç,güçlü kuvvetli, koruyup kollayan, kibar, kültürlü ve de zengin bir erkek ..Bunları topladığınızda da kadınlar ne ister sorusuna gayet açık bir cevap niteliğinde bu karakter . Neredeyse kusursuz! Ve Tanrı erkeği yarattı diyoruz ...
Şu aralar üçüncü kitaba başlamak üzereyim. Aslında kendimede yediremiyorum bir yandan git o kadar edebiyat bölümünden mezun ol sonra edebi değeri olmayan bir kitaba dünya vakit ayır ama fantastik sayılır ilgimi bu yüzden çektiydi ilk başta .
Seriyle ilgili fikirlerimi aktaracak olursam serinin cok kolay okunabilirliği var bira yanındaki çerez gibi anlayacağınız. Edebi hiçbir değeri yok üstelik edward cullen olmasa gayette sıkıcı bir seri olurdu. Zaten jönumuzun yakışıklı yetenekli bir vampir , asıl kızınsa vampir olmak isteyen yanılmıyorsam california dan gelmiş, oranın atmosferi içerisinde tikky hatunlar tarafından loser sayılabilcek bir ergen oluşu klişe biraz da. Kız edwardı görür ve aşık olur. Aaa! Unutmadan birde kurt adamlar var , Edward Bellayı terk edince Bella da hemen en yakınındakı sübyan ergen Jacoba göz dikiyor. Bu mu aşk bu mu sadakat canım!
Ama şu doğru ki ister 30 yaşında olun ister 15 eğer bir bayansanız ve etrafınızdakı odun erkeklerden bıktıysanız edward cullena elbet dibiniz düşecektir..
benim de bi erkek olarak anlayamadığım kadınlar 'erkeklerle eşitiz' 'haklarımız nerde' derken ( haklı olarak tabi ki), diğer yandan da bu sözü edilen arkadaş gibi kadını koruyan himaye eden, saran erkek modeline aşık olunması... kadınların bu tutumu oldukça süistimal edilmeye müsait duruyor. öte yandan sadece filmi izlemiş biri olarak, filmin herhangi bir değeri olduğunu düşünmüyorum. çünkü gerçekliği yok. gerçeklik derken kastettiğim vampir olmaları değil. karakterler stilize. sosyal sınıfları ve bunun getirdiği ruh derinlikleri, çıkarları, hırsları hiçbirisi yok, önem verilmemiş. yoksa böyle rafine bir aşk öyküsü yazmak çok kolaydır. sadece melodramdır. melodramın da amacı sığ bir öyküde 2 boyutlu karakterler kullanarak insanların algılarını köreltmektir ki, bu tip ürünler zaten çok çabuk algılanır. hani kafa yormayan film deriz ya onlardandır. yani demek istediğim, vampire aşık olan bir kız da olsa finalleri sınavları vardır. kızın babası mesela sadece evde saksı gibi oturan bi figürdür. neden öyledir? çnükü senaryoya koyuluş amacı kızın babası olamasından çok senaryoda bir boşluğu doldurmasıdır ( evde brisi olsun)... edward karakterinin ise bu ilk defa mı insan türünden birisine aşık oluyor bunu bilmiyoruz. oysa bilmemiz gerekirdi. ve bu sayede insanın ne kadar duygusal ve mükemmel bir tür olduğu canlılar içinde duygusu olan ve bunu direkt olarak ifade edebilen yegane tür olduğunu anlatmak gibi bir amacı olabilirdi filmin. bu haliyle edward yemeğine aşık olan biri oluyor. yani sandviçimize aşık olmamız gibi. melodramlardan etkilenmek kolaydır bu yapılanın da sanatı bırakın herhangi bir niteliği yoktur. sanıyorum derdimi anlatabilmişimdir hanfendi...
YanıtlaSilizlediği filmi bile hatırlamayıp kitapları okumayan birinin bu yorumları ne kadar GÜVENilirlik taşır neye dayanarak söyler bunları anlayamadım doğrusu BEYEFENDI
YanıtlaSil