15 Aralık 2009 Salı

Rüyalarim Bir tek sebebim


Çoğu insana göre rüyalar saçmadır, kimilerine göreyse bir anlamı vardır. Bazıları içinse bilinç altımızdır, gerçek hayatta tutunamadığımız seylere ulaşabildiğimiz tek yerdir, kimileri için bir korku tuneli, kimileri içinse roller coaster gibidir.
Benim için de buna benzer bir manası vardır. Hayatta beni sıkan üzen ne varsa onlardan kendimi arınmış olrak buldugum tek yerdir. Olagan üstü ya da imkansızn olmadıgı tek yerdir. Gerçek dünyadan bize hiç bir yaşama alanı bırakmayan işlerimizden sorumluluklarımızdan kurtuldugumuz tek dünyadır. İçimde uhte kalan seyleri yapabildiğim ait oldugum dönemlere yerlere gidebildiğim bir geçittir. Ne kadar çılgınca gelsede ruhumuzun gece dolaştıgını ve buraya yasadıgımız tecrubelerin gerçek oldguna inanıyorum ben. Hem neden olmasın ki. Rüyalarımız özgür oldugmuz tek yerdir su anki dunyamızda. Belkide bir cok insanın birbirine ruylarını anlatması bundandır.

Güzel olmazmıydı bir düşünsenize müziğe cok düşkün olan ben bethoveendan piyano dersi alıyorum mesela ya da Bono ile düet yapıyorum. Picassodan resim dersleri aliyorum ve gelcekte ondan daha büyük bir ressam olacağimi göruyorum:)Bir keresinde Andrea bocelli ve pavarottiyle sarki söyledğimi bile gördüm:) Ruyalarımda istediğiniz kayalıktan aşağı atlayabilirsiniz cunku yere düşmek bile zevk veriyor zarar görmeyecegını bıldıkten sonra . O an duygularımızı ve heyecanlarımızı doyasıya yasamak. Sanırım bundandır ki neredeyse her gece gördüğüm rüyayı hatırlarım. Bazılarınıysa gerçek dunyada da yasayacagıma inanirim.

Hem aradaki dengeyi gerçekle hayal arasında ki dengeyi bozmadıktan sonra kime ne zararı olabilir ki bunun...

24 Eylül 2009 Perşembe

U2 geliyor u22222222222222222222222


Bu sabah işe gitmenin vermiş olduğu irenç duyguyla yatagımdan kalktım, yüzümü yıkadım , cornflakes yedım ,giyindim ve evden çıktım.İşe gitmenin vermiş olduğu o iğrenç psikolojiyle kalabalık bir taksim otobüsüne bindim. Tam akbılı cıkarıp basacaktım ki bugun yolun beleş oldugunu hatırladım .Dedim kendi kendime zaten işe gitçem diye birde yol parası alıyorlar ne kadar saçma her gun boyle olsaydı keşke.. Neyse otobuste milletin dedikodusunu dinliyceğime u2 mu dinlerim dedim .Bono until the end of the world u soyluyordu ve ben yine hayallere dalmiştım. Bono sarkıyı soylemıyor adeta resim çizer gibi beynimde oluşturuyordu her bir olayı.
Sarkı bittiğinde gözlerımı actım ve karsımdaydı Bono,bir gazetenin baş sayfasında ve ustunde de Turkıyeye gel bogaz koprusnde konser ver yazıyordu..Oracıkta donakaldım.Bakışlarımdan rahatsız olan gazete sahıbı sayfayı çevirdi levente kadar nasıl gittim bilmiyorum. Metrodan cıktıgımda hemen bir gazete aldım, okumaya başladım hiçbirsey umrumda değildi çunku yıllardır beklediğim mucize gerçekleşiyor Bono dan U2 dan TURKIYE konseri sözu geliyordu. Nerede nasıl oldugu önemsizdi Bono geliyordu 6 eylul 2010 da .Gozlerım doldu ama işe gittiğimden kendimi tutmak zorunda kaldım..

Daha 2 gece once ruyamda gormustum zaten uzun suredır bonoyu ruyamda goruyordum içip içip sarkılar soyluyorduk, ben artık Turkıye ye gelın dıyordum bakarız dıyordu utanmadan.Bazense bir konserınde sahnye cıkarttıgı sanslı kız oluyordum, ne zman gorsem onu Turkıye ye gel dıyordum. Dunde bilet fiyatlarına bakıyordum gidemeyecektım ama zugurt tesellısıydı benımkısı tabii fazlasıyla da kıskanclık..

Artık ruyam mı cıkmıstır ya da benım gıbı bır cok u2 severın duası mı tutmustur bilemem ama U2 yu Turkıye de unutamayacagımız bir konserle izlememize tam bir sene var...


Ps: Zaten sevdiğim muzisyenlerin alayı ölüü bari canlı canlı u2 dinlemek izlemek nasip olsun bi sorun cıkmaz umarım..

13 Eylül 2009 Pazar

Alacakaranlık Destanı ( twilight Saga) stephanie meyer


Bu yazımda twilighttan bahsetmek istiyorum . Son zamanlarda ünlenen filmi çekilince patlayan 4 kitaptan oluşan alacakaranlık destanı . Bende önceleri çoğu insan gibi filmi izledim . Ilk izlediğimde bende cok fazla bir etki bırakmadı . Filmi gelmeden hemen önce de kitabı sipariş etmiştim .Sınav dönemine gelmesinden midir nedir kitabın ilk bölümlerini gayet sıkıcı buldum ve okumayı bıraktım . Daha sonra ise bir otobus yolculuğu sırasında devam ettim ve 2 gün gibi bir sürede kitabı bitirdim. Kitabı okurken kendimi 14 yaşında romntizim manyağı bir kız gibi iç geçirirken buldum . Hatta köy minubüsünün içinde sırıtırken bu insanlar niye bakıyor boyle yahu diye bir süre anlam veremediğimde oldu. Neyse sonra bende çoğu kız gibi edward cullen delisi oldum. Ev arkadaşımında sevgilisinin askerde oluşu ve aralarının açık oluşu nedeniyle birbirimizi gazlayıp kitapları okumaya başladık ve o zman bu zaman evde bir edward furyası almış başını gidiyor.Ne de olsa ölümsüz,hep genç,güçlü kuvvetli, koruyup kollayan, kibar, kültürlü ve de zengin bir erkek ..Bunları topladığınızda da kadınlar ne ister sorusuna gayet açık bir cevap niteliğinde bu karakter . Neredeyse kusursuz! Ve Tanrı erkeği yarattı diyoruz ...

Şu aralar üçüncü kitaba başlamak üzereyim. Aslında kendimede yediremiyorum bir yandan git o kadar edebiyat bölümünden mezun ol sonra edebi değeri olmayan bir kitaba dünya vakit ayır ama fantastik sayılır ilgimi bu yüzden çektiydi ilk başta .

Seriyle ilgili fikirlerimi aktaracak olursam serinin cok kolay okunabilirliği var bira yanındaki çerez gibi anlayacağınız. Edebi hiçbir değeri yok üstelik edward cullen olmasa gayette sıkıcı bir seri olurdu. Zaten jönumuzun yakışıklı yetenekli bir vampir , asıl kızınsa vampir olmak isteyen yanılmıyorsam california dan gelmiş, oranın atmosferi içerisinde tikky hatunlar tarafından loser sayılabilcek bir ergen oluşu klişe biraz da. Kız edwardı görür ve aşık olur. Aaa! Unutmadan birde kurt adamlar var , Edward Bellayı terk edince Bella da hemen en yakınındakı sübyan ergen Jacoba göz dikiyor. Bu mu aşk bu mu sadakat canım!
Ama şu doğru ki ister 30 yaşında olun ister 15 eğer bir bayansanız ve etrafınızdakı odun erkeklerden bıktıysanız edward cullena elbet dibiniz düşecektir..

11 Eylül 2009 Cuma

women of the blues&jazz




Billie Holiday,Ella Fitzgerald, Nina simone.. Onlar jazz&blues un en etkili sesleridir , şarkıları ise , hüznün en etkili şekilde ifadesidir.Adlarına şiirler yazılmış şarkılar bestelenmiştir.Peki nedir bu kadınları bu kadar unutulmaz bu kadar efsanevi yapan?
Kimisi genc yasta uğradığı tecavuzlerle ve fahişeliğe itilişiyle mücadele etmeye çalişirken kimiside zor öğrencilik yıllarıyla ve yoksulukla baş etmeye çalıştı. Bu ''çirkin ama altın sesli kadınların '' ortak dertleri irkçılık ve erkeklerden gördukleri şiddetti. Gerçi bu o dönemdeki siyahi kadınların tümünün sorunuydu.Kimi zaman uyuşturucu kullandılar( uyusturucu kullanmayın!) kimi zmansa alkolun kollarına attılar kendilerini.Ama üçününde duruşları vardı bu duruşlarıyla o dönemin kadınlarına destek oldular , onların dimdik ayakta durmaları o dönemin kadınlarına mesaj niteliğindeydi. Şarkılarında sistemi eleştiren, ırkçılığa karsı duran bir aktivist olarak görürüz Nina Simone ' yi. Four women adlı şarkısnda kadınların çektikleri acılara hitaben söylenmiştir.Bu kadınların şarkıları son derece içtendir,dinledikçe içinize işler çalınan her enstrumanın hareketını içinizde hissedersiniz.Hüznü , aşk acısını onlardan daha iyi anlatan kimse yoktur.Bugulu ve titreyen sesleri her dinleyişimizde biraz daha bizleri esir alır.
Bu sanatçılar kadar kimse anlatamamış ve yaşatamamıştır bunalımı ve aşkı.

Onlar duruşlarıyla, içtenlikleriyle , verdikleri mücadelerle ve en önemlisi anlattıklarını bu kadar gerçekçi bir melodi ve sesle ifade edebildikleri için efsanedirler.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Elvis Presley ' in anısına..


Müzik dünyasi bir efsanesini 16 agustos 1977 yılında henuz 42 yasında iken sözde kalp yetmezliği sonucu kaybetti. Söz de diyorum cunku hala ölümü hakkında ki söylentiler bitmek bilmedi.Elvis Aaron PRESLEY söhret olmadan önceki hayatını yoksulluk içinde geçirdi , hatta 8 dolarlık bir borç için hapse bile girdi. Şöförlük yapti ama onun asıl mesleği tanrı vergisi olan sesini kullanabıleceği muzisyenlikti. Kendisi gitarını alıp evden cıktıgında Rockn roll un kralı olacagını tahmin edebilir miydi acaba?

Elvis' in the king den baska Elvis the pelvis diye bir lakabı daha vardı , bu lakabın kendisine verilmesinin nedeni o dönemin tutuculuğuna zıt olarak yaptıgı seksi danslar ve yakısıklı görunumuydu .Popüler müzikten tutun rocknroll ve blues tarzlarında da sesını konusturmustur kendisi.Ben Elvis Presleyi en cok hareketli şarkılarıyla seviyorum.Elvis Presley ı jmuzik yapmaya iten şey onun jazz ve blues muzikle tanısması olmustu.18 yasındayken studyoların kapısını asındırmaya baslamıstı bile.Memphis Recording ve Sun Recording' e giderek sesini dinletti , yapımcılar sesinden cok etkilendiler ve hemen bır grup olusturdular daha sonra RCA Record a gecen Elvis Presley ülke çapındada hızla tanınmaya baslandı.
Tabiki filmlerde arka arkaya geldi .Kralımızn toplam 31 tane filmi vardır, yönetmenleri ve oyuncu arkadaşları kendisinden cok kibar ve çalıskandı diyerek söz ederler.Elvis Presleyin sahne sovları, dansı da efsanelesmiştir özellikle 68' comeback special şovu izlenmeye değerdir , bu şovda seyirciler asırı tepki vermemeleri konusunda uyarılmıstır .Bunun yanısıra If I can dream adlı sarkı dunya barısına bir mesaj olarak sadece bu şov ıcın yazılmıstır.

Elvis Presleyin evi graceland memphis tennesse de olup her yıl bir çok fanı tarafından akın akın ziyaret edilir , bir çok müzisyen de kendisnden övgüyle bahseder.Bu isimler arasında John Lennon, Paul McCartney,Bruce springsteen, Carl Perkins, Michael Jackson da bulunmaktadir.

'Elvis ten önce hiçbir sey yoktu'
'Bu oğlanın, her şeyi vardı. Onun bakışları, hareketleri, idareciliği ve yeteneği vardı. Ve O bizim ve birçoklarının beğendiği gibi bakmadı. O'nun konuşma tarzı, oyun tarzı... O gerçekten farklıydı.'


Onun gibisi bir daha asla müzik dünyasına gelemeyecek.Bizlere bıraktıklari ise efsaneleşmiş sovları, her dinleyişimizde bizi farkliı dünyalara göturen şarkıları kaldı .


ONU asla unutmaycagız!!! R.İ.P!!!!!!


PS: 8-16 agustos dunayda elvıs week olarak kutlanır ve graceland de bu tarihlerde bazı organızasyonlar gerceklestirilir.

9 Ağustos 2009 Pazar

Yanlış döneme ait olmak


Gecenin bir vakti..Bense Billie Holiday What a difference a day made ile düşüncelere daldim yine..Kendimi bambaska bir dönemde hissettim odam değişti birden. Su anda olduğum yer küçücük bir oturma odası duvarları yesıl duvar kagıtlarıyla kaplı..Esyalar cok eskı onlarda kucuk ahsap agırlıklı...Arkada ahsap rengi bir radyo ve içinden gelen o kutsal ses billie holiday e ait. Weep no more diyor..Üstümde daha önce giymediğim tarz bir elbise uzun ve acık renk.. Kafamdaysa bir çeşit bandana ...Dısarıya bakıyorum , new yorktayım..Sokakta 1940 Model chevroletler, cadillaclar,plymouthlar ...Harika bır kar var her yer ısıl ısıl christmas zamanı.. İnsanların ellerinde türlü türlü paketler ve hediyeler, yüzlerindeyse tatlı bır heyecan ve gulumseme. Dayanamıyorum kendımı atıyorum dısarıya elimdeyse uzun cok kalın olmayan bir palto..Kendimi sevinçten dans ederken buluyorum.Tatlı tatlı yağan karın altında , jazz ve blues eşliğinde ,dans ederken ...Insanlar bakıyorlar yuzlerındeyse tatlı bır gulumseme christmas heyecanından zannedıyorlar ama bilmiyorlar ki aslında ben ait oldugum yere döndüğüm için ,Tanrı bana bu sansı bahşettiği için bu haldeyim.Sonunda ait oldugum yerde ait oldugum dönemdeyim..

6 Ağustos 2009 Perşembe

''The Voice '' Frank Sinatra


Frank Sinatra gelmiş geçmiş en iyi muzisyenlerden biri olup 12 aralık 1915 yılında dogmustur. Asıl adı Francis Albert Sinatra dir. Şarkı soylemenın yanında oyuncu bir kımliğide vardır.1936 yılında sarkı soylemeye baslamıstır kendısı.1937 de kendi grubunu kurdu ,1940-1942 yılları arasında tommy dorsey orkestrası ıle calıstı ve daha sonra bır radyo programında solo olarak soyledıgı sarkılarla une kavustu.From here eternity de canlandırdıgı angelo maggio karakteriyle en iyi yardımcı oyuncu oscarını aldı.Bir cok muzikalde rol aldı .Örnek verecek olursak bu guys& dolls adlı muzıkal olur öyleki burada usta oyuncu marlon brando ıle rol almıstır.Hatta bir soylentiye göre Marlon Brando nun soyledıgı Luck be a lady adlı sarkıyı kendısı soylemeyı cok ıstemıs fakat marlon brando daha guzel soyledıgı ıcın sarkı ona verılmıs: )Ama hakkaten Marlon Brando harika soylemıstır o sarkıyı . Frank Sinatra nın mafyaya ve polıtıkaya duskunlugu bazı cevrelerce bılınır.Hatta The Godfather klasıgınde johnny fontane adlı karakterin Frank Sinatrayı temsıl ettıgı soylenır. Frank sinatra 90 yıllarda da konser vermeye devam etmiş olup 1998 yılında ölmüştür.
Yine bir söylentiye göre Frank Sinatra dönemim politikacıları ile mafya nın arasını bozmus ya da çift taraflı oynamıs dıyelım mafyanın kendisi hakkında verilmeye çalışılan ölüm cezasındansa yine sesiyle kurtulmayı basarmıatır.Dönemın mafya babasına öldürelim mi diye soruldugunda ''Angel Eyes'' adlı sarkıyı ondan daha güzel soyleyen biri olmadıgı ıcın ölmemesi gerektiği cavabı üzerine kefenı yırtmıstır: )
Frank Sinatranın sesi harikadır bir cok güzel sarkısı vardır oyleki kendisine the voice lakabı takılması da bu yuzdendir.Klasıklesmıs sarkıları gunumuzde severek dinlenmektedir. Sahsen
Frank sinatra yüzünden New york New york , come fly with me , mack the knife, the lady is a tramp ,my way , strangers in the night , come rain or shine , pennies from heaven, it was a very good year gibi sarkıları kendisinden baska biri soyledıginde pek zevk alamıyorum.
Frank Sinatra dönemin büyük isimlerinden Rock'N roll un kralı hayatımın anlamı Elvis presleyden de pek haz etmez.Hatta rockn rollu da pek sevmez.Buna ragmen kendisinin sundugu bır show programında Elvis ile düet yapmıslardır. Witchcraft ve love me tender mix hale getirip biri diğerinin sarkısını soylemıstır:) Sene 1960 .... Frank sinatra seyirciye dönüp We are walking the same way only different areas demiş love me tender soylemeye baslamıstır seyırcıler elvıs witchcraft i soylemeye basladıgında cıglıklar tum salonu ınletir. iki efsanenin yanyana gelişide bu sekildedir..Videoyu izlemek isteyenler içinse link :http://www.youtube.com/watch?v=IBlVN-jRQhY&feature=related#

5 Ağustos 2009 Çarşamba

U2


Bu aralar yeni takıntım diyebilirim U2 için. Aslında bilinçli olarak müzik dinlemeye başladiğim yıllarda almıstım kasetini o zamanlar cd ler ya cok pahalıydı ya da yeni çıkmıstı sanırım.Aldığım albumleriyse All That You Can't Leave Behind tı. Albumu cok severek dinlerdim ama Bono ' nun bu turkler barbar yahu dediğini duydugum için araştırıp etmeden birden soğumustum U2 dan taa ki şimdiye kadar... Son bir kaç aydır deli gibi dinliyorum sanırım yaptıkları muziği ve verdikleri msjları anlamaya başladım. U2 ya olan bağimliliğim vertigo 2005 tour unu izlememle basladi, ondan oncede rattle and hum adlı dvd lerini izleyip cok sevmıstım. 49 yasında olan birinin sahnede bir cok kılıga girmesi , diğer grup elemanlarının mütevazi tavırları ve koskoca stadlarda verdikleri, sadece kulağa değil aynı zamanda göze de hitap eden bu performansları izleyince onlara olan hayranlığım daha da arttı. Mesela konserin bir bölümünde Bono seyircinin tekinden bir bandana alıyor .Bandananın üstünde hilal, yahudi yıldızı ve haç var. Bonoysa sarkının bır kısmına “Jesus, Jew, Muhammad, it’s true…All sons of Abraham. Father Abraham, speak to your sons. Tell them, No more violence, no more fighting, no more bombs, No More! No More!” cümlelerini yerleştiriyor. Konserin en can alıcı noktalarından biriydi. Bir de love & peace or else diye bir sarkıları var orda Bono ufak bir davulun onune geçiyor ve bagetleri eline alıp cıldırıyor.Üzerinde akıl sır erdiremediğim bir ceket var.Hala neden giydiğini anlamiş değilim ama o haliyle bana hatırlattıgı kişi amerikanın tarihinde I want you diyen bir amca var galiba ismi sam.Amerikaya bir eleştiri gibi geldi neyse bu benim fikrim zaten...

Size şimdi biraz U2 dan bahsedeyim.25 EYLUL 1976 yılında kuruluyor, o zamanki adi u2 değil u 2 adını 1980 yli yıllarda abd de olan soğuk savas sırasında kullanılan casus ucaklardan alıyor. Daha sonra 1980 yılında ilk single'ı "11 O'Clock Tick Tock" yayınlanıyor ve hemen ardından ekim ayında boy albumleri piyasaya cıkıyor o gun bugun ayrılmıyorlar.Grubun temellerini baterist Larry Mullen Jr. atıor grubun kurulma asamasındakı denemeleri onun evınde yapılıyor .Dediğine göre larry mullen band kuruluyor ama bono nun denemeler için larrynın evıne gelmesıyle larrynın grubun lideri olma sansıd a ucup gidiyor : ) Gitarda Dave Evans yani the edge varken basscı olaraksa Adam Clayton yerini alıyor.Bu arada u2 irlandali bir grup. Su aralarsa No Line on the Horizon albumleri cıktı .Grup su an turnede ...

U2 nun dunya genelinde baya fazla fanı var,konser biletleriyse biraz pahalı. Bu grubu sevmeyenlerde var doğal olarak hatta u2 fanlarına bile dil uzatanlar var.Bu Bono yuzunden olsa gerek.Bono nun ıkı yuzlu ve yeteneksiz oldugunu savunan insanlar var.Bono afrikaya yardım ediyor bu yuzden saint olarakta bılınır. Afrikaya yardım için politikacılarla felan gorusur kendisi.U2 severler u2nun muzığinde ruhlarını arındırırlar ,derin bir uykudan uyanırlar sanki.
Bazılarına cok kutsal gelir .Bana hissettirdikleriyse huzur. Sarkı sozlerı derin anlamlar tasir.Gecmişte irlanda da olan karısıklıklardan baya etkilenmiş olucaklarkı yazdıkları bazı sarkılarla bu uzuntulerını gunumuze tasıyorlar.En sevdiğim sarkılarından bazıları: City of the blinding lights, love& peace or else, miracle drug,electric co,with or without you,vertigo,elevation,beautiful day,desire,angel of harlem,when love come to town,staring at the sun, electrical storm ,the saints are coming veeee I'll go crazy if I dont go crazy tonight...
Bu arada söylemeden edemiycem.Canlı performansları album kayıtlarından daha iyidir şiddetle izlemenizi,dinlemenizi öneriyorum: )