Saat gece yarısını coktan gectı ve beni uzun zamandır ılk kez uyku tutmuyor. Aslımda uyanık oldugunda pek soylenemez de zaten bir lullaby dinleyip ikimizi hayal ettıgımdem dolayı.Muzıgın melankolık tınısıyla baslıyorum hayal etmeye.. seni gordugum ilk gune gıttım gozlerımı kapatınca Icımden ne hos cocuk demıstım kendı kendıme fakat daha sonra cokta samımı olmadıgım bır arkadas sana yazınca hayal kırıklıgına ugramıstım sen yuz vermemıstın ona gercı ama neden ona yuz vermedıgını bılmek ayrıca canımı yakmıstı benım. Cunku bır sevgılın vardı. Onu gormememe ragmen nefret edıyordum ondan ama yapacak bırsey yoktu senden vazgecmeliydim, senı dusunmemelıydim. Bunu yapmak kolay oldu cunku muhabbetımız bır merhabayı gecmıyordu ve sen baskasına aittin. Aradan aylar gectı sevgılım, sana yazan arkadas ısten cıkınca muhabbetımız ıyıce ılerledı ve sans bana gulmustu artık sıngle bırıydın. Gıttikce daha cok vakıt gecırmeye basladık sevgılım, ve ben senı tanıdıkca baskalarında goremedıgım samımıyetine, duygusallıgına ve masumıyetıne daha da cok baglanıyor sana daha cok asık oluyordum. Sonra nasıl olduysa bır gece dısarı cıktık senınle epeyce de ıcmıstık hatırlıyormusun bırbırımıze kımselere anlatamadıgımız seyleri anlatmıstık, hayattan neler bekledıgımızı anlatmıstık hayallerımızı,ailelerimizi...Butun gece konusmustuk sevgılım sonra bana gıtmıstık, ıkımızde korku fılmlerını sevıyorduk ve fılm ızlemeye karar vermıstık senınle, sonra bır kanapeye uzanıp fılm ızlemeye calısmıstık ve sen benım omzumda bense senın kafana basımı yaslayarak sızmıstık yaklasık on dakka kadar. Senı uyandırıp yatalım artık demıstım saate baktıgımızda saat sabahın altısıydı sana kendı yatagımı verdım ve ben yan oda da yattım ama yıne heyecandan uyuyamamıstım ve 2 saat sonra ayaga dıkılmıstım. Senı uyandırmak ıstemıyordum sevgılım cunku gıtmenı de ıstemıyordum, saat ona kadar uyandırmadım senı. Kapı aralıgından senı seyrettım bır kac dakka gizlice. Benı gorursen dıye de korkmustum sevgılım ama uyurken de masumdun ve senın hakkında en sevdıgım seydı bu. Senı uyandırdım cnm tv de en sevdıgın fılm var dıye, biliyorum cok aptalca bır mazerettı ama napım daha ıyısını bulamadım. Zaten senı seyretmekten afallamıstım. Daha sonra senınle guzel bır kahvaltı ettık, sonra konser ızledık, elini tutmustum daha sonra uzanmstık yanyana yıne konser ızlerken. Yıne zaman akıp gıttı senınleyken, gıtmen gerekiyordu sevgılım ama bundan hemen once sacma sapan bır ıddaya gırmıstık ve ben kaybetmıstım. Bu yıne bana yaramıstı cunku senınle bır kez daha dısarı cıkabılıcektım. Guneslı bır pazar gununun aksamında sen gıttın sevgılım ıcım rahattı cunku ertesı gun senı gorebılıcektım.Bır hafta boyunca kafayı yedım sevgılım, cunku ben saana asık oluyordum ve senın bana karsı hıslerınden emın degıldım. Icım ıcıme sıgmıyordu sevgılım arkadaslarımın basının etını yemıstım ve her gun dua etmıstım basbasa kalacagımız ıkıncı gece de hıslerınden emın olabılmek ıcın.
Gecen hafta gıttıgımız yere gıttık, once bırseyler atıstırdık sonra sohbet muhabbet, yıne gecen seferkı gıbı merdıvenlere oturmus bı yandan bıramızı ıcıyor bı yandan da konusuyorduk. Bana asık olup olmadıgımı sormustun sevgılım, sana hayır demıstım sevgılım yuzune karsı nasıl evet dıyebılırdım. Sonra senın bır sorunun ustunde konusuyorduk ben sana moral vermeye calısıyordum sevgılım hep yanında olacagımı soyluyordum. Sonra benı optun sevgılım,hayatımda aldıgım en guzel ve duygusal opucuktu bu.Sankı daha once kımse benı opmemıs gıbı. Senden once hıc bırsey yasamamısım gıbı. Gozlerımı actıgımda uzunca bırbırımıze baktık sonra yıne benı optun ve ben senın gogsune yaslanmıstım sevgılım,kafamı kaldırdıgımda bana mutlumusun demıstın bana, ben mutluyum demıstım sen bende mutluyum demıstın bana. Sonra yıne opmustun beni ve ıckıleırmızı bıtırınce sen enı dolmusa bındırıp eve yollayıp sende kendı evıne gıtmıstın. Bu benım gozumde senı daha da yuceltmisti. Ertesı gun yın erken kalkmıstım sevgılım, cok heyecanlı ve mutluydum cunku benı arayıp aramayacagını merak edıyordumç Aksam benı aradın sonra kı gun ben senı. Senınle nası konusacagımı bılmıyordum sevgılım.Sevgılımıydık sımdı yoksa arkadastan bıraz ote bırbırınden hoslanan ıkı kısımıydık. Ben ıkıncı secenegı dusunmustum sen nasıl ıstersen oyle olsun ıstıyordum. Aradan 2 koca gun gectı sevgılım ve ben senın yattıgın yatakta kokunu duyarak uyuyordum, senınle yasadıklarımız konustuklarımızı dusunuyordum, gulumsemen aklımdan cıkmıyordu aynı zamanda bana verdıgın opucukte zıhnımın ve kalbımın en guzel yerınde saklı duruyordu. Derken hafta ıcı oldu ıse geldık ıkımızde yogun oldugumuzdan cok az gorusebıldık ve salı gunu sana hıc gorusemıyoruz cnm dedıgımde farkında olup konusacagımızı soylemıstın bana. Aksam telefonunu beklerken yerımde duramıyordum sevgılım, guzel guzel konustuktan sonra bana eskısı gıbı olalım mı dedın sevgılım, bırsey olmadıgımızı dusunen ben nası yanı dıye sormustum sana. Bana arkadas kalmamızı soylemıstın sevgılım. Neden dıye sormustum sana bana hayatım cok karısık ve ılıskıye hazır değilim demıstın sevgılım. Iyı bır ınsan oldugumu ve benı kırmak ıstemedıgını soylemıstın.Bozuntuya vermemıstım ama kalbımı cok kırdın be sevgılım. Sana belli etmemeye calısıyorum, bazen belli edıyorum sevgılım ama senı aklımdan cıkaramıyorum.
Jukebox 's
Is it my imagination or ??
13 Ekim 2011 Perşembe
4 Nisan 2011 Pazartesi
Bir ''aşk'' Hikayesi
Bir yerlerde tanışmışlardı ne önemi vardı ki zaman ve mekanın. Uzun uzun konuştular, yemekten içmekten, hoşlandıkları şeylerden ordan burdan. Çocuk kıza sürekli iltifat ediyordu, kızsa bunların doğru olmadığını bile bile söylenen sözlere inanmayı şeçiyordu. Anlaşılan etrafındaki insanların da en az kendi kadar saf ve saftirik olduğuna inanıyordu ya da inanmayı istiyordu. Çünkü gerçek dünyanın ve henüz evrimini tamamlamamış hayvanların içinde yaşamaktan ne kadar mutsuzluk duyduğunu biliyordu, tek amacı da bunu hayal gücüyle örtbas edip bu hayvanları insana dönüştürmeye çalışmaktı. Bahsi geçen çocuksa bu hayvanlara hiç benzemiyordu, sakin mizacı ve nezaketli tavırlarından dolayı kızın onu hayalindeki insanlara dönüştürmesi daha kolay oldu.
Zamanın nasıl geçtiğini anlayamamışlardı , içkininde etkisiyle çocuğun ağzından malum kelimeler çıkmaya başlamıştı çünkü ayık kafayla bunları söyleyemeyecek kadar beyefendiydi. Kızın kulağına doğru eğilip '' Çok tatlısın'' dedi ve kızın yanağına dokundu. Kız beklemediği bu samimi hareket karşısında donup kalmıştı, sadece ''teşekkür ederim'' diyerek cevap verebildi. Kıza seni öpebilir miyim diye sordu, kız da ''önündeki tekilayi bitirirsen ben seni öperim'' diye cevap verdi. Bir saattir bu tekilayı içmemek için mızmızlanan kendisi değilmiş gibi tekilayı bir dikişte mideye indirdi çocuk. Oturdukları mekan kapanmakta olduğundan oradan ayrıldılar. Çocuk hakkı olan öpücüğü aldı ve '' doyamadım'' diyerek daha fazlasını istedi. Kız çocuktan hoşlanmıştı ve öpmekte tereddüt etmedi. Yürüyerek caddenin yukarısına çıktıklarında ayrılma vakti gelmişti. Çocuk '' bize gidelim hadi '' diyerek kıza yarım saat boyunca yalvardı. Kız ne kadar onunla daha fazla vakit geçirmek istese de kendi evine gitmesi gerektiğini söylüyordu. Çocuk en sonunda bırakmayınca kız o zaman yarın görüşürüz, film felan izleriz diyerek ertesi gün görüşmeye ve kendisinde kalacağına ikna etmişti. '' Taksiye binde öyle ayrılayım senden ve eve gidince mutlaka haber ver '' diyerek kızın gönlünü fethmetmeye başlamıştı. Eve gider gitmez kızı arayan çocuk kızında eve gelip gelmediğini ve kendisine onu öptüğü için kızgın olup olmadığını sordu. Kız kızgın değildi çünkü hayal gücünde evrimleştirdiği o insana kavusmuş gibi hissediyordu. Bunun mutluluğuyla kız gerçekten hayal alemine daldi.
Sabah uyandığında telefonunda çocuğun mesajını görmüştü, 'Ne haber Esmerim' demişti. Kız hemen yüzünü bile yıkamadan karşılık verdi ''iyiyim , senden nbr? Bugun napıyoruz'' Herşey telefonda kararlaştırılmıştı, bügün akşam cocuğun evine gidiliyor, birlikte yemek yapıp film izleyceklerdi. En azından kız bunu yapmak istiyordu. Ortak bir yerde buluşuldu, ve çocuğun evine doğru yola koyuldu bizim kız. Sonunda eve geldiler, küçükve de şirin bir evi vardı çocuğun. Çocuk apatman sakinlerini rahatsız etmemek için çok uğraşıyordu, evinde müzik daima kısık sesliydi, televizyonun seside öyle. Hemen tvnin karşısına geçtiler. Çocuk kaldığı yerden kızın kalbini fethetmeye devam ediyordu. Öpüşmeye başladılar ve bu uzun süre böyle devam etti. Derken kız ben acıktım ne yapalım diyerek çocuğun aklını dağitmaya çalıştı. İlk seferinde başarısızlıkla sonuçlanan denemesi bir süre sonra başarıyla sonuclandı. Mutfaga gittiler, çocuk tost yaparken kızda meyve dogruyordu. Kız meyve doğrarken çocuk sürekli kıza sarılıyordu. Bu kıza çok samimi ve sıcak gelmişti. Herşey hazırlandı, film izlenmeye başlandı, tostlar yendi meyveler tüketildi. Film bittiğinde çocuk kıza hala iltifat ediyor bir taraftanda sevişmeye çalışıyordu. Kız karşılık vermek istese de kendini engelleyip bu tarz birisi olmadığını ve yapmayacağını söyluyordu. Çocuk başta çok anlayışlı davransa da daha sonradan istediği şeyi elde etmişti.
Birlikte sarılıp uyumuşlardı sonunda, kız bundan yine çok etkilenmişti. Sonunda ihtiyacı olan sıcak ve sevgi dolu sarılışı almıştı ve burada biraz daha uyumak istiyordu. Bu şekilde akşama kadar yattılar. Ne yemek ne su ikisininde aklına gelmemişti. Saat 4 sularında kız çocuğu son kez öperek evinden ayrıldı. Evine giderken yalnız başına yürürken içten içe hata yaptığını biliyordu. Çocuk asla onunla olmayacaktı...
Nitekim bu böylede oldu, kahramanımızın hayal dünyası yerle bir olduğunda yanından kalan tek şey dünyanın ona sürekli bulaştırmak istediği pislikti.
8 Şubat 2011 Salı
Hayatı tam tersinden yaşayabilseydim keşke

Keşke biraz tersine yaşayabilseydik hayatlarımızı. Edgar Allen Poe gibi bakabilseydik mesela hayata, bakabilseydik derken hafif şaşı halinden bahsetmıyorum tabıkıde:) Kendisi normal hayatı bir hayal alemi olarak algılayıp, opium aldığı zamanları ise normal hayatı olarak görmektedir. Demek istediğim bizde böyle bakabilseydik hayata, sanki bir çeşit uyuşturucunun etkisindeymişiz gibi. Rüyalarımız ya da hayal alemimizde bizim kendi gerçekliğimiz olsaydı bir süre. Bu şekilde daha mutlu olmazmıydık? Hayal gucumuzun bizi sürüklediği gibi yaşayamaz mıydık? Aslında bu gercekten inanılmaz olurdu,en basitinden denizin ustunde yurudugumuzu,uçabildiğimizi, ya da tanışmak istediğimiz birisiyle ruyalarımızda oturup muhabbet edip içki içtiğimizi ve dans ettiğimizi görebilir ve hayal ettiğimiz herşeyi gerçekleştirebilirdik mesela. Ya da cok sevdiğimiz bir döneme gidip orada da yaşayabilirdik. Hemde hiçbir uyuşturucnun etkisinde olmadan. Hayal gucumuz bize özel olarak üretilmiş opiumumuz olabilir istediğimiz herşeyi bize vermez miydi dersiniz?
23 Aralık 2010 Perşembe
In the sun
Gözlerimi açtığımda sabahı çoktan kaçırmış olduğumu fark ettim. Cep telefonumun saatine baktiğimdıysa ne kadar haklı olduğumu görmüştüm. Saat 14:15 ti ve ben komşularımızın dedikodularıyla yeni güne başlamışltım.Bilmem kimin kızı dün gece sinir krizne girip duvarları yumruklamıştı, Fatma hanım'ın kocası ise dün gece kadını öldüresiye dövmüştü. Demekki dün gece duyduğum ve rüya olarak algıladığım ambulans sesi aslında gerçekmiş. Bugun iş olmadığı için pijamalarımla aylak aylak takılacaktım, bugunun keyfini çıkaracaktım. Evde duydugum ilk ve tek ses oğlum olan boncuğa aitti. Yemeği bitmiş ve öğlene kadar bekleyememiş kapıyı tırmalayarak beni uyandırmıştı. Bir yandanda meawww diye bana sesleniyordu kapının dibinde.
Kapıyı açtım, gerisi sıradan gunluk yapılan işlemler sonra kahvaltı ettim ve gözüm her zaman ki gibi tvdeki yeşilçam filmindeydi. Sonra aklıma geldin. Birlikte türk filmi seyretmeyi ne kadar severdik. Sinirim bozuldu ve tv yi kapattım daha sonra gözüm tvnin altındaki playstationa ilişti. Birinci yıl dönumumuzde almıştık, aha dedim oynamalıyım ama sen gittiğinden beri elimi sürememiştimki ona. Odama geçtim, tekrar yatağıma yattım odamı incelerken gözum bana 2. ayımızda çizdiğin karikatüre takılmıştı. Hay amk dedim bunu kaldırmayı nasıl unuttum. Daha sonra arkamı döndüm ve o şeyi görmemezlikten geldim. Bu seferde gözüm bana yılbaşına yaklaşırken aldığın küreye takıldı, içinde senle ben vardık, karların altına masum bir öpücük konduruyordun dudaklarıma. Seni ne zaman özlesem ona bakar beni nasıl öptüğünü hatırlardım.
Artık tüm keyfim kaçmıştı,bu sefer gözüm benim çok sevdiğim bir grubun posterine ilişti bunuda iş çıkışı tesadufen görmüştuk ve duvardan falçatayla keserek sökmüştük. Artık o grubuda çok dinleyemiyordum çunku onların şarkılarını fısıldardın sen bana. En sonunda gözüm o falçataya ilişti. Onu aldığımız gunu, duvardan posteri söküşümüzü hatırladım. Öyle bir 5 dakka dalmışım canımı yakan bir acıyla kendime geldiğimde canımı yakan şeyin bir kaç kesik yüzünden olduğunu gördum...
Kapıyı açtım, gerisi sıradan gunluk yapılan işlemler sonra kahvaltı ettim ve gözüm her zaman ki gibi tvdeki yeşilçam filmindeydi. Sonra aklıma geldin. Birlikte türk filmi seyretmeyi ne kadar severdik. Sinirim bozuldu ve tv yi kapattım daha sonra gözüm tvnin altındaki playstationa ilişti. Birinci yıl dönumumuzde almıştık, aha dedim oynamalıyım ama sen gittiğinden beri elimi sürememiştimki ona. Odama geçtim, tekrar yatağıma yattım odamı incelerken gözum bana 2. ayımızda çizdiğin karikatüre takılmıştı. Hay amk dedim bunu kaldırmayı nasıl unuttum. Daha sonra arkamı döndüm ve o şeyi görmemezlikten geldim. Bu seferde gözüm bana yılbaşına yaklaşırken aldığın küreye takıldı, içinde senle ben vardık, karların altına masum bir öpücük konduruyordun dudaklarıma. Seni ne zaman özlesem ona bakar beni nasıl öptüğünü hatırlardım.
Artık tüm keyfim kaçmıştı,bu sefer gözüm benim çok sevdiğim bir grubun posterine ilişti bunuda iş çıkışı tesadufen görmüştuk ve duvardan falçatayla keserek sökmüştük. Artık o grubuda çok dinleyemiyordum çunku onların şarkılarını fısıldardın sen bana. En sonunda gözüm o falçataya ilişti. Onu aldığımız gunu, duvardan posteri söküşümüzü hatırladım. Öyle bir 5 dakka dalmışım canımı yakan bir acıyla kendime geldiğimde canımı yakan şeyin bir kaç kesik yüzünden olduğunu gördum...
6 Aralık 2010 Pazartesi
Ve Bitti...
Bitti...Ve ben bir hikayenin daha sonuna geldim, hiç bitmesini istemediğim bir hikayeydi bu, hiç bitmesini istemediğim bir kitabın son sayfasını okumak gibiydi, birlikte içtiğimiz ilk şarabın son damlalarını şişede bırakmak gibiydi hiç bitmesin diye...
Bitti ve ben kendimi kaybettim, çoktan sen olmuşum senin cümlelerini kurmuşum,içime işlemissin ben fark etmeden. Kullandığım parfum olmussun, aksam başımı koyduğum yastık, oturduğum ev, yaşadığım şehir, tuttuğum takım...
Bitti ve ben kendimi bulamıyorum, biliyorumki sevdiğim herşeyi de kendinle götürdün. Elvis'i aldın benden, U2mu, evimi yasadığım şehri ve daha nicelerini.
Ben sen olalı 2 yıl oldu peki ben boyleyken seni yada yeni benliğimi nasıl unutacağım?
Seni milyonlarca kez terketmeye çalıştım, ama bunu yüz yüze yapamaycak kadar güçsüzdük ikimizde. Kanser olduğunu bile bile , öleceğini bilerek yaşamaktı bizimkisi, sadece her tiryaki gibi yalan söylüyorduk bir gün bırakacagım diye ya da 70 yasına kadar birlikte elele gezip yaşlanacağız diye...
Bitti ve ben kendimi kaybettim, çoktan sen olmuşum senin cümlelerini kurmuşum,içime işlemissin ben fark etmeden. Kullandığım parfum olmussun, aksam başımı koyduğum yastık, oturduğum ev, yaşadığım şehir, tuttuğum takım...
Bitti ve ben kendimi bulamıyorum, biliyorumki sevdiğim herşeyi de kendinle götürdün. Elvis'i aldın benden, U2mu, evimi yasadığım şehri ve daha nicelerini.
Ben sen olalı 2 yıl oldu peki ben boyleyken seni yada yeni benliğimi nasıl unutacağım?
Seni milyonlarca kez terketmeye çalıştım, ama bunu yüz yüze yapamaycak kadar güçsüzdük ikimizde. Kanser olduğunu bile bile , öleceğini bilerek yaşamaktı bizimkisi, sadece her tiryaki gibi yalan söylüyorduk bir gün bırakacagım diye ya da 70 yasına kadar birlikte elele gezip yaşlanacağız diye...
20 Mart 2010 Cumartesi
People are Strange
Uzun zamandır sevgili bloguma yazamıyordum cunku çalışma hayatı saolsun kendime ayıracak vakıt bırakmadı. Ama yaklaşık 2 - 3 haftadır beni çileden cıkaran hergun metro city ve taksim - levent hattında gördugum insanlardan bahsetmek istiyorum.
Malum sabahın körunde kalkıp işe gidiyorum ve taksim levent metro hattını kullanmak durumunda kalıyorum, insanları gözlemlemeyi seven biri oldugum içinde bana malzeme cıkıyor. Öncelikle sevgli kitap dostları arkadaşlardan bahsetmek istiyorum. Tamam kitaplar iyidir güzeldir,okumak lazım bende seviyorum ama özellikle bu metro hattını kullanan arkadaşlar biraz olayın bokunu cıkarmış. Sabah metroya biniyorum tıklım tıkış iğne atsan dusmez ama bizim o hem tikky hemde cok entel arkadaşlarımız kitap okuyor ayaktayken. Bu bana ilginç geldi acıkcası bir elinizde boyunuz kadar çantalar diğer elinizde o kocaman cantalara bir turlu sıgdıramadıgınz cep telefonları ve bir de kitap okuyorsunuz hemde tutunmadan etmeden o kalabalıkta ayakta. Sahsen o durumda okudgum bir kitaba saygısızlık etmiş olucagımı dusnuyorum ben. Birde insanlar o halde okuduklarından birşeyler anlıyor mu cok merak ediyorum. Hadi onu geçtim diyelim, metrodan iniyoruz hala kitaplar ellerinde yuruyen merdivenlerden tırmanarak yukarı cıkmaya calısıyorsunuz tabi önunuze cıkan insanalra dikkat ettiğiniz de pek düşünülemez. Anlayamıyorum bu hava bu ugras kime:)
Neyse ikinci konum ise yine bu metro hattını kullanan yada metro cityde fink atan sevgili hemcinslerim. Eleştirmek istezdim ama metroda yerin 2 kat asagısında gunes gozluklarıyle gezmekte ne oluyor ya:) Hayır metroya yapay gunes mı yaptılar solaryum makinesi mi yaptılar benim haberim yok yoksa metronun farları felan gozlerinize mi zarar veriyor:) Aynı sekilde metro citye giren hemcinslerimde gözlerde gunes gozlukleri dısarıya baksan gunes yok ole hava cıva anlayacagınız. Burdan sesleniyorum az kendinize gelin sizler yüzünüzden adımız salağa cıkıyor...
Benden bu gecelik bu kadar anlattım rahatladım:))
Malum sabahın körunde kalkıp işe gidiyorum ve taksim levent metro hattını kullanmak durumunda kalıyorum, insanları gözlemlemeyi seven biri oldugum içinde bana malzeme cıkıyor. Öncelikle sevgli kitap dostları arkadaşlardan bahsetmek istiyorum. Tamam kitaplar iyidir güzeldir,okumak lazım bende seviyorum ama özellikle bu metro hattını kullanan arkadaşlar biraz olayın bokunu cıkarmış. Sabah metroya biniyorum tıklım tıkış iğne atsan dusmez ama bizim o hem tikky hemde cok entel arkadaşlarımız kitap okuyor ayaktayken. Bu bana ilginç geldi acıkcası bir elinizde boyunuz kadar çantalar diğer elinizde o kocaman cantalara bir turlu sıgdıramadıgınz cep telefonları ve bir de kitap okuyorsunuz hemde tutunmadan etmeden o kalabalıkta ayakta. Sahsen o durumda okudgum bir kitaba saygısızlık etmiş olucagımı dusnuyorum ben. Birde insanlar o halde okuduklarından birşeyler anlıyor mu cok merak ediyorum. Hadi onu geçtim diyelim, metrodan iniyoruz hala kitaplar ellerinde yuruyen merdivenlerden tırmanarak yukarı cıkmaya calısıyorsunuz tabi önunuze cıkan insanalra dikkat ettiğiniz de pek düşünülemez. Anlayamıyorum bu hava bu ugras kime:)
Neyse ikinci konum ise yine bu metro hattını kullanan yada metro cityde fink atan sevgili hemcinslerim. Eleştirmek istezdim ama metroda yerin 2 kat asagısında gunes gozluklarıyle gezmekte ne oluyor ya:) Hayır metroya yapay gunes mı yaptılar solaryum makinesi mi yaptılar benim haberim yok yoksa metronun farları felan gozlerinize mi zarar veriyor:) Aynı sekilde metro citye giren hemcinslerimde gözlerde gunes gozlukleri dısarıya baksan gunes yok ole hava cıva anlayacagınız. Burdan sesleniyorum az kendinize gelin sizler yüzünüzden adımız salağa cıkıyor...
Benden bu gecelik bu kadar anlattım rahatladım:))
15 Aralık 2009 Salı
Rüyalarim Bir tek sebebim

Çoğu insana göre rüyalar saçmadır, kimilerine göreyse bir anlamı vardır. Bazıları içinse bilinç altımızdır, gerçek hayatta tutunamadığımız seylere ulaşabildiğimiz tek yerdir, kimileri için bir korku tuneli, kimileri içinse roller coaster gibidir.
Benim için de buna benzer bir manası vardır. Hayatta beni sıkan üzen ne varsa onlardan kendimi arınmış olrak buldugum tek yerdir. Olagan üstü ya da imkansızn olmadıgı tek yerdir. Gerçek dünyadan bize hiç bir yaşama alanı bırakmayan işlerimizden sorumluluklarımızdan kurtuldugumuz tek dünyadır. İçimde uhte kalan seyleri yapabildiğim ait oldugum dönemlere yerlere gidebildiğim bir geçittir. Ne kadar çılgınca gelsede ruhumuzun gece dolaştıgını ve buraya yasadıgımız tecrubelerin gerçek oldguna inanıyorum ben. Hem neden olmasın ki. Rüyalarımız özgür oldugmuz tek yerdir su anki dunyamızda. Belkide bir cok insanın birbirine ruylarını anlatması bundandır.
Güzel olmazmıydı bir düşünsenize müziğe cok düşkün olan ben bethoveendan piyano dersi alıyorum mesela ya da Bono ile düet yapıyorum. Picassodan resim dersleri aliyorum ve gelcekte ondan daha büyük bir ressam olacağimi göruyorum:)Bir keresinde Andrea bocelli ve pavarottiyle sarki söyledğimi bile gördüm:) Ruyalarımda istediğiniz kayalıktan aşağı atlayabilirsiniz cunku yere düşmek bile zevk veriyor zarar görmeyecegını bıldıkten sonra . O an duygularımızı ve heyecanlarımızı doyasıya yasamak. Sanırım bundandır ki neredeyse her gece gördüğüm rüyayı hatırlarım. Bazılarınıysa gerçek dunyada da yasayacagıma inanirim.
Hem aradaki dengeyi gerçekle hayal arasında ki dengeyi bozmadıktan sonra kime ne zararı olabilir ki bunun...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)